Bazen sürekli yazma ihtiyacı duyarken,bazen de içimizden hiç bi şey yazmak gelmez, bu tamamen elimizde olmayan nedenlerden kaynaklanıyor, en çok ta beyin kimyamızdan ve onun tetikleyicileri olan dopamin, oksitosin. serotonin ve endorfin adlı hormonların gelgitleri bu duruma yol açıyor yalnızca yazmak mı, değil elbette harekete geçmek için dopamin,gel bi sarılayım derken de oksitosine ihtiyacımız var,serotonin daha bir rahatlatıyor relax, endorfin stres,kaygı gibi duygulardan besleniyor..neyse işte özetle bu tür hormonlar bunlar..

Böylece güne uyanıyoruz da nasıl,kimyamız ne şekilde,tabi bi de kişisel sorunlar, dış etkenler, gecenin nasıl geçtiği..nasıl uyanacağımızı biz de bilmiyoruz, kısaca sabahları biraz motivemizin ısınması lazım..N’eblim hafif bi müzik belki daha iyi gelebilir ya da kısa bir yürüyüş, sarılmak ve türevleri.. hoş bi kahvaltı, meditasyon, masaj, spor..ayrıca muz ve bitter çikolatanın da mutluluk hormonları üzerinde olumlu katkısı olduğu söylenmektedir..

Peki hormonlarla bitti mi, bitmedi..daha bunun dış etkenleri, kişinin kendi psikolojisi, sosyalitesi, sağlığı..derken nasıl uyanacağımızı biz de kestiremiyoruz Fırtınalı bi okyanusun ertesi gün durulup sütliman olması ve o deniz bu denizmiydi dediğimiz gibi biz de bi dalgalanıp bi duruluyoruz..bi yazıp bi yazmıyoruz..herkese güzel yazmalar,mutlu pazarlar..:))